Ana içeriğe atla
🎉 2026 Ağustos - Eylül Umresi kayıtları başladı! 14 günlük program · 1200$'dan başlayan fiyatlarla · ✈️ Servisli otel · 📞 WhatsApp: 0531 105 69 70
TÜRSAB Belge No: 8855

Yasaklar İşlendiğinde, Karşılığında Verilecek Fidyeler

02 Mayıs 2026 Admin 128 görüntülenme
Yasaklar İşlendiğinde, Karşılığında Verilecek Fidyeler

bitki) otu müstesna (olsun)’’ deyince, Peygamber sav, “izhir müstesna’’ buyurdu. (Buhari, Müslim) Aynı şekilde Medine -Harem bölgesinin ağaçlarının kesilmesi, av hayvanlarının öldürülmesi ve ürkütülmesi de Mekke’ninki gibi- haramdır. Peygamber sav şöyle buyurmuştur: “Allah’ım, İbrahim’in Mekke’yi haram kılması gibi, Medine’nin iki dağı arasındaki bölgeyi de ben haram kılıyorum.’’ (Buhari, Müslim) “Medine’nin ağaçları kesilmez, av hayvanları avlanmaz. ’’ (Müslim)

YASAKLAR İŞLENDİĞİNDE,

KARŞILIĞINDA VERİLECEK FİDYELER

İhramın yasaklarını işleyen kimse için üç halden biri sözkonusudur: a- Herhangi bir mazeret ve ihtiyaç olmadığı halde yasakları işlemek. Bu kimse günah işlemiştir ve fidye ödemesi gerekir. b- Zarar göreceğinden korkarak soğuğa karşı bir gömlek giyme ihtiyacı duyan kimsenin durumunda olduğu gibi, ihtiyacı dolayısıyla yasağı işleyen kimse. Bu kişi yasaklanan fiili yapabilir fakat fidyesini ödemesi gerekir.

Çünkü Ka’b bin Ucre ile ilgili hadis bunu gerektirmektedir. c- İhramın yasağını bilmediği, unuttuğu, zorlandığı ya da uykuda olduğu için, mazur görülecek bir halde işleyen kimse hakkında günah sözkonusu değildir. Böyle birinin fidye ödemesi konusunda ilim ehli arasında görüş ayrılığı vardır. Doğruya daha yakın görülen -inşaAllah- herhangi bir yükümlülüğünün olmadığıdır.

Çünkü yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “ Hata etmenizden dolayı size bir günah yoktur, ama kalplerinizin kastettiği müstesna.’’ (Ahzap 5) “ Rabbimiz, unuttuk yahut yanıldıysak bizi sorguya çekme.’’ (Bakara 286) Yüce Allah’ta buna cevap olarak “Evet, bunu yaptım.’’ der. (Müslim) Peygamber sav’in de şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Hata, unutmak ve yapmak üzere zorlandıkları şeyler ümmetime bağışlanmıştır.’’ (İbn Mace, Beyhaki) Yüce Allah ihramın yasaklarından biri olan av hususunda da şöyle buyurmaktadır: “Ey iman edenler, siz ihramdayken avı öldür meyin. İçinizden kim onu bilerek öldürürse cezası sizden iki adil ki şinin hükmü ile, öldürdüğü hayvanın benzeri Ka’be’ye ulaştırılacak bir hayvan kurban etmektir.’’ (Maide 95) Burada cezanın gerekmesinin, öldürenin “kasten’’ öldürmesi kaydına bağlandığı görülmektedir. Kastilik, ceza ve tazminatı gerektirir.

Dolayısıyla bunun göz önünde bulundurulması ve hükmün buna bağlı olarak sözkonusu olması gerekir. Eğer bu fiiller kasten yapılmazsa bu işi yapana ceza ve günah terettüp etmez. Fakat mazeret ortadan kalkar, bilgisi olmayan öğrenir, unutan hatırlar, uykuda olan uyanır, zorlama da ortadan kalkarsa derhal yasak olandan vazgeçmek gerekir.

Mazeretin ortadan kalkmasına rağmen yasağı işlemeye devam eden kişi günahkar olur ve fidyeyi ödemesi gerekir. İhramda yapılması yasak olan hususların işlenmesi halinde ödenecek fidye miktarı aşağıdaki gibidir: 1- Saç ve tırnak kesmek, erkeğin başını örtmesi, dikişli elbise giymesi, kadının eldiven veya peçe takması ve güzel koku kullanmak. Bu yasakların her biri için fidye olarak ya bir koyun kesmek ya her birine yarımşar sa’ (yaklaşık 1,5 kg) olmak üzere altı yoksula yemek yedirmek ya da üç gün oruç tutmaktır.

Yasağı işleyen bu üç husustan dilediğini seçer. Eğer koyun kesmeyi tercih ederse etinin tamamını fakirlere dağıtır, ondan hiç bir şey yemez. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Artık içinizden biri hasta olur veya başında bir eziyet bulunursa ona (üç gün) oruç, sadaka (altı fakiri doyurmak) yahutta kurbandan (biriyle) fidye (vacip) olur.’’ (Bakara 196) Peygamber sav de Ka’b bin Ucre ra’a şöyle demiştir: “Bu başındaki haşereler/bitler sana rahatsızlık veriyor mu?’’ Ka’b “Evet’’ deyince Peygamber sav ona şöyle demiştir: “Başını traş et.

Sonra bir kurban kes yahut üç gün oruç tut ya da her birine yarımşar sa’ olmak üzere altı fakiri doyur.’’ (Buhari, Müslim) İşte bu, başın tıraş edilmesi hususunda açık bir nastır. Diğer yasakları ilim ehli başı tıraş etmeye kıyas ederek bunlarda da bu şekilde fidye vermeyi öngörmüşlerdir. Çünkü bunlar da ihram halinde yasak olan işlerdir.

Bu yönleriyle başın saçlarını tıraş etmeye benze mektedirler. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır. 2- Gusletmeyi gerektiren ilişki: İhramdan çıkmadan önce ferc yoluyla cima eden kimsenin haccı fasid olur (bozulur). İbnu’lMünzir dedi ki: İlim ehli, icma ile, ihram halinde haccın ancak cima ile fasid olacağını kabul etmiştir.

Bununla birlikte kişinin haccını ta mamlaması ve bundan sonra kazasını yapması icab eder. Çünkü Abdullah b. Ömer, Abdullah b.

Amr, Abdullah b. Abbas ra bu hususta böyle fetva vermişlerdir. (Beyhaki, Hakim) Diğer sahabilerden de bu fetva sabit olmuştur. Allah hepsinden razı olsun.

Böyle bir kimsenin büyük baş bir kurban kesmesi gerekir. Bunun etini Mekke’deki fakirlere dağıtır. Birinci tehallülün akabinde (yani Akabe cemresine/büyük şeytana taş atıp traş olduktan sonra) cima eden kimsenin haccı batıl olmaz.

Ancak bir koyun kesmesi gerekir. Bu koyunun etlerini de Harem bölgesindeki yoksullara dağıtır. Eğer kadın da bu hususta kocasının isteğine uyacak olursa fidye verme yükümlülüğü erkeğinki gibidir.

Bir görüşe göre bununla birlikte, erkeğin eğer ikinci tehallülden geri kalan işleri sadece ifada tavafı ise Harem’in dışındaki en yakın Hill bölgesine çıkar, oradan ihrama girer ve ifada tavafını yaptıktan sonra ihramından çıkmaksızın sa’y yapar. Bu husustaki asıl daya nak ta ibn Abbas ra’tan sabit olan şu sözlerdir: “İfada tavafından önce hanımına yaklaşan kimse umre yapar ve hediye kurbanı keser.’’ (Beyhaki) 3- Avlanmanın cezası: Eğer avlanılan hayvanın bir benzeri var sa üç şeyden birini yapmada muhayyerdir: Ya onun benzeri hayvan kesilir ve bütün eti Mekke fakirlerine dağıtılır, ya bu benzer hayva nın ne ettiğine bakılır, onun kıymetindeki yiyecek her birine yarımşar sa’ olmak üzere fakirlere dağıtılır ya da her bir fakire verilecek yiyecek karşılığında bir gün oruç tutulur. Şayet av hayvanının benzeri yoksa iki şeyden birini yapmakta muhayyerdir: Ya öldürülen avın kıymetini tespit eder ve onun karşılığında yiyecek verir ve bunu her birine yarımşar sa’ düşecek şekilde yoksullara dağıtır ya da her bir yoksula verilecek yiyecek miktarı karşılığında bir gün oruç tutar.

Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Ey iman edenler! Siz ihramdayken avı öldürmeyin. İçinizden kim onu bilerek öldürürse cezası sizden iki adil kimsenin hükmüy le öldürdüğü hayvanın benzeri Ka’be’ye ulaştırılacak bir hayvan kurban etmektir.

Yahut düşkünlere yemek yedirmek şeklinde bir keffarettir veya bunun dengi oruç tutmaktır ta ki ettiğinin vebalini tatmış olsun. Allah geçmiştekileri bağışlamıştır; fakat kim bir daha böyle yaparsa Allah ondan intikam alır. Allah mutlak galiptir, inti kam sahibidir.’’ (Maide 95) İbni Abbas ra Harem bölgesinin güvercinleri hakkında, ihramlı olsun olmasın her bir güvercin karşılığında bir koyun fidye verilmesine hükmetmiştir. (Beyhaki) 4- İnzal olsun olmasın şehvetle öpmek, baldırları birbirine değdirmek, şehvetle dokunmak ve buna benzer fercin dışında şehvetle tenlerin değmesi: Böyle bir iş yapan kimse ihramlıya yasak olan fiillerden birini işlemiş olur.

Haccı sahihtir fakat Allah’tan mağfiret dilemeli, tevbe etmelidir. Muhakkik kimi alimler şöyle demişlerdir: Bunu kurban olarak kesilebilecek bir koyun keserek telafi eder ve bunu Mekke Haremindeki fakirlere dağıtır. Eğer her birine yarımşar sa’ olmak üzere altı yoksula yemek yedirir ya da üç gün oruç tutarsa -inşaallah- bu ona yeterli gelir fakat ihtiyata daha uygun olan bir koyun kesmektir. 5- Hac ya da umre için ihrama girdikten sonra düşman muhasarası, hastalık, parasını kaybetmesi, bir tarafının kırılması ya da herhangi bir kazadan ötürü Beytullah’a ulaşamazsa: Böyle bir kimsenin, eğer kendisini engelleyen veya alıkoyan hususun yakın zamanda sona ereceğini ümit ediyorsa, ihramda kalması gerekir.

Bu engelin-mesela- bir sel yahut Beyt’e girip tavaf ve sa’y gibi ibadetlerini eda etmesine engel olan anlaşılabilir bir düşman olması halindeyse ihramdan çıkmada acele etmez. Çünkü Peygamber sav Hudeybiye Gazvesi sırasında ihramdan çıkmak için elini çabuk tutmadı. Aksine arkadaşlarıyla birlikte Hudeybiye günü boyunca Mekkeliler le görüşmelerini sürdürdü.

Çünkü savaşsız bir şekilde umre yapmak için Mekke’ye girmelerine müsaade edeceklerini ümit etmişlerdi. Ancak buna imkan bulamayıp Mekkelilerin savaşmadan hiçbir şekilde müsaade etmeyeceklerini anladılar. Rasulullah sav de antlaşma metnini yazdırma işini bitirince ashabına, “Haydi kalkın, kurbanlıklarınızı kesin, sonra başlarınızı tıraş edin...’’ (Buhari) buyurdu.

Aynı şekilde haccı ya da umreyi tamamlamayı engelleyen husus hastalık, kaza, parasının kaybolması gibi bir şeyse, bu engelin yahut kazanın etkisinin kalkmasını ümit ettiğinden sabredebilirse sabreder, eğer buna imkanı yoksa -sahih olan görüşe göre- o muhsardır. Kurbanlığını keser, sonra da tıraş olur ya da saçlarını kısaltır. Yüce Allah’ın da buyurduğu üzere ihramından çıkar: “Haccı da, umreyi

Bu yazıyı paylaşın:

Size Nasıl Yardımcı Olabiliriz?

Hac ve umre turları hakkında bilgi almak için bize ulaşın