Haccın Kısımları ve Arafat'ta Vakfe
sırasında Arafat’ta nazil olan Maide suresinin 3. ayeti, artık İslam’ın kemal noktaya vardığını beyan ediyordu. Bu beyan aynı zamanda Resulullah sav’in dünya hayatına veda edeceğinin de haberiydi. Resulullah sav veda haccından sonra sadece 81 gün yaşayacak ve hicri, 12 Rebiulevvel 11; Miladi 7 haziran 632 yılı pazartesi günü vefat edecekti.
Binlerce salatü selam O’nun, alinin, ashabının ve kıyamete kadar izinde gidenlerin üzerine olsun.
HACCIN KISIMLARI
Üç çeşit hac vardır. Bunlar İfrad, Temettu ve Kıran haclarıdır. Resulullah sav Kıran haccı yapmıştır.
Sahabenin çoğuna ise Temettu haccı yaptırmış ve kendisi de bunu temenni etmiştir. Her Müslüman gücü ve imkanı bu üç kısımdan hangisine el veriyorsa yapabilir ve böylece hac farizasını eda etmiş olur. Ülkemizden giden Müslü manların geneli Temettu haccı yaptıkları için İfrad ve Kıran haclarını özet şekilde aktardıktan sonra Temetteu Haccını biraz daha detaylı bir şekilde vermeye çalışacağız.
İfrad Haccı: İfrad haccı umresiz yapılan ve kurban kesilmeyen hacdır. İfrad haccı yapacak olan bir Müslüman niyet ederken sadece hacca niyet eder ve telbiye getirir. Sadece hac için ihrama girer ve Ka’be’ye geldiğinde Kudum Tavafı yapar.
Dilerse Kudum tavafından sonra Sa’y yapar. Sa’y yapacaksa ıztıba ve remel de yapmalıdır. Yapılan Sa’y haccın Sa’yıdır.
Ziyaret tavafından sonra bir daha Sa’y yapmaz. İfrad haccı bir ihramla yapılır. Mikatta ihrama girilir ve Akabe cemresine taş attıktan sonra tıraş olup ihramdan çıkılır.
Mekke ehli için en faziletli hac çeşidi budur. Kıran Haccı: Kıran haccı, aynı yılın hac aylarında umre ve hacca birlikte niyet ederek ikisini aynı ihramla yapmaktır. Kıran haccı yapacak olan Müslüman, ihrama girerken hem umreye hem de hacca beraber niyet ederek telbiye getirir.
Kıran haccı yapan Peygamber efenimiz sav “ Lebbeyk Allahümme umraten ve hacce/ Allah’ım senin rızan için umre ve hacca niyet ettim’’ şeklinde niyetini yaparak telbiye getirmiştir. İhrama girdikten sonra bayramın birinci günü tıraş oluncaya kadar ihramda kalır. Kıran haccı yapan kimsenin Mekke’ye varınca yapacağı ilk tavaf umre tavafıdır.
Bu tavaftan sonra umrenin Sa’yı yapılacağı için tavafta ıztıba ve remel yapılır. Tavaf bitince umrenin Sa’yı yapılır. Sa’ydan sonra tıraş olunmaz ve bayramın birinci günü tıraş oluncaya kadar ihramda kalmaya devam edilir.
Kıran haccına niyet eden bir müslümanın umresini bitirdikten sonra Kudum tavafı yapmasında bir sakınca yoktur. Dilerse bu tavaftan sonra haccın Sa’yını da yapabilir. Bu sa’yı yaparsa Ziyaret tavafından sonra Sa’y yapmasına gerek kalmaz.
Ardında Sa’y olan bütün tavaflarda ıztıba ve remel yapılmalıdır. Kıran haccı yapanlar hac kurbanı kesmelidirler. Temettu Haccının Y apılışı Hac zaman olarak kameri aylardan Şevval, Zilkade ve Zilhicce ayının ilk on gününde yapılan bir ibadettir.
Bu aylarda hac için yola koyulan bir Müslüman bulunduğu konum ve imkana göre bu aylar içinde ihrama girip ibadetine başlayabilir. Türkiye’de hac için direk Mekke’ye gidecek olanlar havaalanında ihrama girerler. Medine’ye gideceklerse ihrama Medine’den Mekke’ye geçerken Zülhuleyfe mikat mahallinde girerler.
Dolayısıyla havaalanında ihrama girmelerine gerek kalmaz. Temettu haccı yapacak kişi ilk önce umreye niyet eder. Niyet kişinin yapacağı ibadete zihnen karar vermesidir.
Bunu dillendir mesinde bir sakınca yoktur. Niyet ettikten sonra telbiye getirir. Aynı zamanda ibadetini yapmasına hastalık ve benzeri bir sebep olma ihti mali varsa şart koşmalıdır. “ Fein habeseni habisun, femehilli haysu haesteni/ ibadetime engel olacak bir durum olursa ihramdan çıkışım beni engellediğin yerdir’’ şeklinde şartını koşar ve ibadeti yapamazda ihramdan çıkarsa hiç bir yükümlülüğü olmaz.
Fidye gerekmez. Bir başkasının yerine niyet edecekse niyet ettiği kişinin adını ba basının adı ile zikrederek yapar. “Lebbeyk Allahümme umraten an falan bin fulan/ Falan kişinin oğlu filan adına umreye niyet ettim’’ Şeklinde niyet ederek ibadetine başlar. Özel halleri olan bayanlar da mikat alanında mutlaka niyet eder ler.
Hacı ve umrecilerin yaptıklarını yaparlar ancak tavaf yapmazlar. Temizlenince tavaflarını yaparlar. İhrama girdikten sonra ihram yasaklarına azami derecede dikkat etmelidir.
Yasaklar işlenirse ceza olarak sadaka, fidye olarak oruç, yetime yedirmek, kurban kesmek gibi cezalar ile karşı karşıya kalmak gibi ibadetin tamamen batıl olma ihtimali de ortaya çıkabilir . Mekke’ye ulaşıp otele yerleştikten sonra ilk fırsatta Ka’be’ye gidilir, umrenin tavafı ıztıba ve remel yapılarak eda edilir. Tavaf esnasında çokça dua edilir, zikir yapılır, tefekkür edilir ve Kur’an’da okunabilir.
Tüm bu ibadetler huşu, huzur ve sükunet içinde yapılır. Tavaf ibadeti ve fazileti bölümünde anlattıklarımız uygulanır. Tavafın ardından iki rekat Tavaf namazı kılınır.
İlk rekatında Fa tiha Suresinden sonra Kafirun suresi, ikinci rekatta da İhlas Suresi okunur. Tavaf namazı mümkünse Makam-ı İbrahim Ka’be ile kişi arasına alınarak kılınır, mümkün değilse Haremin müsait bir yerinde kılınır. Tavaf namazı kılındıktan sonra Hacer-i Esved hizasına gelinir, selamlanır sonra Zemzem suyu içilir ve başa dökülür.
Bol bol dua ederek içilen Zemzem’den sonra Safa tepesine Sa’y yapmak için çıkılır. Safa ve Merve tepelerine her yaklaşıldığında; “Şüphesiz safa ile Merve, Allah’ın (dininin) nişanelerindendir. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Ka’be’yi ziyaret eder ve onları da tavaf ederse, bunda bir günah yoktur.
Her kim de gönlünden koparak bir hayır (nafile) işlerse, Şüphesiz Allah onu bilir, karşılığını verir.’’ (Bakara 158) ayetini okur. Safa tepesinde Sa’ya niyet edilir, Ka’be’ye yönelip selamlanır, tekbir, tehlil, salavat okuyup dua edilir. Merve tepesine doğru yol alır ve iki yeşil ışık arasında erkekler hervele/ hafif koşar adımlar atarak Say’a devam ederler.
Merve tepesine varınca yine Ka’be’ye dönülür selamlanır tekbir, tehlil, salavat ve dualarla Safa tepesine doğru gelinir ve Safa’dan Merve’ye dört, Merve’den Safa tepesine üç şavt olmak üzere yedi şavt ile Sa’y ibadeti tamamlanır. Sa’y bittikten sonra Merve tepesinde Ka’be’ye doğru dönülür dua edilir ve saçlar tıraş edilir veya kısaltılır. Temettu haccı yapanlara tavsiyemiz umre yaptıktan sonra saçlarını kısaltmaları, hac yaptıktan sonra da saçlarını kazıtmak suretiyle tıraş ettirmeleridir.
Bu konudaki faziletli ve sünnete en uygun yol budur. Saçlar kesildikten sonra ihramdan çıkılmış olur. Temettu haccı yapan Müslüman umresini yaptıktan sonra ihramdan hac için Arafat’a çıkana kadar ihramsız bir şekilde Mekke’de ibadetle meşgul olur.
Zilhicce ayının sekizi Terviye günüdür. Hacı adaylarının bu günde bulundukları otellerden ihramlarını giyer, namazı kılar hacca niyet eder ve telbiye getirerek Mina’ya zeval vaktinden önce gitmeleri müstehaptır. İhramda bulunan İfrad ve Kıran haccı yapmakta olanlar telbiye getirerek Mina’ya giderler.
Mina’da öğle, ikindi, akşam, yatsı ve Arafe gününün sabah namazları kılınır. Sabah namazı kılındıktan sonra güneşin doğması beklenir. Güneş doğunca Arafat’a doğru yola çıkılır.
Enes ra şöyle demiştir: “Bizden kimimiz yüksek sesle telbiye getiriyor ama tepki gösteren olmuyordu. Kimimiz tekbir getiriyor, yine ona tepki gösteren olmuyordu.’’ (Buhari, Müslim) Bundan dolayı Mina’dan Arafat’a varana kadar tekbir ve telbiye getirilebilir. Ancak faziletli olan telbi yenin getirilmesidir, çünkü Resulullah sav sadece telbiye getirmiştir.
Günümüzde maalesef kalabalık, yaşlı oranının yüksek olması, havanın sıcaklığı gibi sebeplerden dolayı Türkiye hacılarının çok az bir kısmı bu sünneti ihya edebilmektedir. Ömürde bir defa olan hac ibadetini yaparken Resulullah sav’in yaptıklarını yapmaya güç yetirebilenler mutlaka yapsınlar, güç yetiremeyenlere Allah azze ve celle ruhsat vermiştir. Onlar da güçleri yettiği kadar ibadetlerini yapsınlar.
Arafat’ta Vakfe Y apmak Arafat kelimesi arapçada arafe kökünden gelmiş, bilmek, tanı mak, anlamak, idrak etmek anlamlarına gelmektedir. Hikmette burada yatmaktadır ki dünyanın her tarafından gelen milyonlarca Müslüman orada bir araya gelsin tanışsın, kaynaşsın, dertleşsin ve bir sonraki Arafat buluşmasına kadar plan program yapıp uygulasınlar. Hac yapan bir Müslüman güç yetirebilirse zeval vaktine kadar Arafat’ta Nemire denen bölgede kalır.
Çünkü Resulullah sav böyle yapmıştır. Orada konaklama imkanı bulamazsa Arafat’ta herhangi bir yerde konaklayabilir. Zeval vaktinden sonra o gün ve sonrasında yapılması gereken ibadetler hususunda yetkili birinin hutbe vermesi sünnettir.
Bu hutbesinde onlara Allah’tan korkmalarını, O’nu birlemelerini, bütün amellerini sadece Allah için ihlas ile yapmalarını hatırlatır. Haram lardan kaçınmalarını, Resulullah sav’in sünnetine sarılmalarını, Kur’an’a sıkı sıkıya bağlanmalarını tavsiye eder. Hutbeden sonra öğle ve ikindi namazlarını öğle vaktinde bir ezan ve iki kamet ile kasr ve cem ederek (ikişer rekat ve aynı vakitte arka arkaya) kılarlar.
Çünkü Peygamber sav böyle yapmıştır. (Müslim) Namazlar kılındıktan sonra kıbleye yönelerek ayakta vakfe duası yapılır. Resulullah sav vakfe duasını Cebelur Rahme’nin yanında yapmıştır. Bu imkanı herkes bulamaz çünkü orası küçük, hacıların sayıları ise çok büyüktür.
Urane vadisi hariç Arafat meydanının her tarafı vakfe yeridir. Nitekim Urane vadisi günümüzde Arafat meydanı sınırlarını gösteren sarı levhaların dışında bırakılmıştır. Her hacı kendi çadırında vakfe duasını yapabilir Allah’ın izniyle.
Bu büyük ve azametli vakfe yerinde hac yapan kimsenin Allah’ı çokça zikretmesi, O’na çokça dua edip yalvarması gerekir. Peygamber sav’e uyarak dua ettiği vakit ellerini kaldırır. Peygamber sav ze valden sonra ellerini havaya kaldırarak olanca gayretiyle dua edip vakfe yapmıştır.
Üsame ra der ki: “Ben Arafat’ta Peygamber sav’in bineğinin arkasına binmiştim. Ellerini kaldırarak dua etti. Devesi hafif yana kayarak yuları düştü.
Bir eliyle yularını tutarken diğer elini yukarıya kaldırmıştı.’’ (Nesai) Peygamber sav güneş batıncaya ve ufuktaki sarılık biraz kayboluncaya kadar vakfe halinde dua edip durdu. (Müslim) Resulullah sav ümmetini dua etmeleri için teşvik etmiş ve gayre te getirmeye çalışmıştır. “ En hayırlı dua, Arafe günü yapılan duadır. Benim de, benden önceki peygamberlerin de söyledikleri en hayırlı söz ise; ‘La ilahe illallahu vahdehu la şerike leh. Lehu’l mülkü ve lehu’l hamdu ve huve ala kulli şeyin kadir/ Allah’tan başka hiçbir hak ilah yoktur.
O bir ve tektir. O’nun ortağı yoktur. Mülk yalnız Onundur, hamd yalnız O’nadır.
O her şeye güç yetirendir.’ sözleridir.’’ (Tirmizi, Muvatta) Resulullah sav şöyle buyurmuştur: “Yüce Allah’ın Arafe gü nünden daha çok cehennem ateşinden kul azad ettiği başka bir gün yoktur. O, bugünde yaklaşır, sonra da (vakfe yapanlar) ile meleklere karşı övünerek ‘Bunlar ne istedi?’ diye sorar...’’ (Müslim) O halde hac yapanların bu büyük fırsatı kaçırmamaları gerekir. Çokça zikir, dua ve tespih getirmeli, çokça hamd etmeli, çokça La ilahe illallah demelidir.
Tevbe etmeli, Allah’tan mağfiret dilemeli ve bu halini güneş batıncaya kadar sürdürmelidir. Daha efdal olan, Resulullah sav’e uymalı ve bu günde oruç tutmamalıdır. Ümmul Fadl Arafat’ta Resulullah sav’e bir tas süt göndermiş O’da içmiştir. (Buhari) Güneş battıktan sonra hacılar sükunetle, ağırbaşlılıkla Müzdelife’ye gitmek üzere yola çıkarlar.
Çokça telbiye getirirler. Arafat’tan Müzdelife’ye hızlıca gidip orada yer kapma anlayışı isabetli değildir. İbadet halinde iken kardeşi düşünmek ve ona yardım etmek ibadeti daha da yüceltecektir.
Aynı zamanda herkesten önce bir yerlere gitmekte de hayır aranmamalıdır. Ömer bin Abdulaziz rahimehullah Arafat’ta verdiği hutbede şöyle demiştir: “Hayırlarda ileri giden, devesi ya da atı öne geçen değildir. İleri giden, kendisine günahlarının bağışlandığı kimsedir.’’ (Buhari) Kurban bayramı birinci gününün fecri doğuncaya kadar Arafat’ta vakfe zamanı kaçırılmış olmaz.
Abdurrahman bin Ya’mer şöyle rivayet etmiştir: Resulullah sav Arafat’ta vakfe yaparken yanına Necid ahalisinden birtakım kimselerin geldiğine ve “ Ey Allah’ın Resulü, hac nasıldır?’’ dediklerine tanık oldum. O şöyle buyurdu: “ Hac, Arafat’(ta vakfe yapmak)tır. Buna göre kim cem’ (Müzdelife) gecesi sabah namazından önce (Arafat’a) gelebilirse onun haccı tamamdır.’’ (Ebu Davud, Nesai) Kurban bayramı birinci günü tan yeri ağardığında hac yapmak isteyen kişi eğer Arafat’ta vakfe yapmamış ise o kimse haccı kaçır mış olur.
İhrama girdiği sırada “ Eğer beni bir husus alıkoyacaksa ihramdan çıkışım, beni alıkoyacağın yer olsun’’ diye şart koşmuşsa ihramından çıkar ve herhangi bir şey yapması gerekmez. Şart koşmamış ve Arafat’ta vakfeyi de kaçırmışsa umre yaparak ihramından çıkar, tavaf ve sa’y yapar, saçlarını tıraş eder ya da kısaltır. Kurbanı varsa keser ve bir sonraki sene gelip haccı yapar.
Arafat Meydanı konusunda mükemmel bir hikmet: Umre ve hacca gidenler Arafat’ta Nemire mescidini görmüşler dir. Nemire mescidinin bir kısmı Arafat meydanının içinde bir kısmı da dışındadır. Nemire mescidinin bir kısmı niye Arafat meydanı dı şında bırakılmış?
Veda haccını eda ederken Resulullah sav bir gurup sahabesini Nemire bölgesine gitmelerini ve Arafat meydanının dış kısmındaki sınırına kendisi için bir çadır kurmalarını emreder ve sahabeler de böyle yaparlar. Resulullah sav Arafat’a geldiğinde Arafat meydanına girmeden tam o sınırda Veda Hutbesini irad eder, öğle ve ikindi namazlarını bir ezan iki kamet ile cem ve kasr ederek sahabeye kıldırır. Sonrasında biraz dinlenir.
Ardından devesine biner ve Cebelür Rahme’nin eteklerine gelir. Devenin sağ karın kısmını bir kayaya dayar ve devenin sırtında vakfe duasını yapar. Güneş batımından sonra Arafat meydanından ayrılır.
O gün Resulullah sav’in mübarek teni Arafat meydanının toprağına dokunmaz. Orada Allah Resulü sav’in ayak izi bulunmaz. Arafat meydanının içinde adım atmaz Nebi sav.
Bunun hikmeti ise; yüce Allah Arafat meydanı içinde bulunan ihramlı kulları ile kendisi arasına Resulullah sav’i dahi koymamış. Yüce Allah o meydandaki kulları ile direk bağlantı kurmuş, dualarını kabul etmiş ve yıl içinde en çok o günde cehennemden kul azad etmiştir. Resulullah sav’in mübarek teni orada bir yerlere dokunmuş olsaydı sünnet diye bütün Müslümanlar aynısını yapmaya çalışacaklardı ki böyle bir şeyi Allah istememiş ve kulları ile tamamen arada Resulullah sav dahi olmaksızın temaşa etmek istemiştir.