Ana içeriğe atla
🎉 2026 Ağustos - Eylül Umresi kayıtları başladı! 14 günlük program · 1200$'dan başlayan fiyatlarla · ✈️ Servisli otel · 📞 WhatsApp: 0531 105 69 70
TÜRSAB Belge No: 8855

Kurban Bayramının Birinci Günü ve Teşrik Günleri Hac İbadetleri

02 Mayıs 2026 Admin 153 görüntülenme
Kurban Bayramının Birinci Günü ve Teşrik Günleri Hac İbadetleri

Kurban Bayramının Birinci Günü Y apılacak Hac İbadetleri Hacı Kurban bayramının birinci günü Mina’ya ulaşınca şu dört işi yapmalıdır: 1- Akabe cemresinin (büyük şeytan) yanında telbiye getirmeye son verir. Mina’yı sağ tarafına, Ka’be’yi sol tarafına ve Akabe cemresini önüne alması müstehaptır. Bundan sonra arka arkaya oraya yedi taş atar.

Her bir taşı atarken elini kaldırır ve tekbir getirir. (Buhari, Müslim) Hacının kurban bayramı birinci günü kuşluk vaktinde taş atması müstehap olan tek cemre budur. Diğer günlerde ise her üç cemreye de zevalden sonra taş atılır. Cabir ra şöyle demiştir: “ Resulullah sav nahr/kurban bayramı birinci günü kuşluk vakti (Akabe cemresine) taş attı.

Bundan sonra ise güneş zevale erdikten sonra cemreleri taşladı.’’ (Buhari, Müslim) Akabe cemresi/büyük şeytan Ka’be tarafında olandır. Cemrelere taş atmak yani şeytan taşlamak neden emredilmiştir, hikmeti nedir bilmek gerekir. Bu konuda diğer konularda olduğu gibi bir çok bilgi vardır.

Burada bir tanesini aktarmakla yetineceğiz. Öyle ki; Allah azze ve celle İbrahim as’ı bir çok konuda imtihan etmiştir. Uzun süre çocuk bahşetmemiş, çocuk verdikten sonra çocuğu annesi ile ekini olmayan ıssız bir vadiye bırakmasını emretmiş.

Uzun bir süre sonra çocuğuna kavuşunca bu sefer çocuğunu kurban etmesini İbrahim as’a emrederek imtihan etmiştir. İbrahim as bütün bu sınavları Allah’ın yardımıyla başarmıştır. İbrahim as’ın en son imtihanında oğlu İsmail as’ı kesmeye gö türürken sırasıyla büyük şeytan sonra orta ve en sonunda da küçük şeytan gelerek “ey İbrahim!

Rüyayı yanlış görmüş olabilirsin. Düzeltemeyeceğin bir hatayı işleme. Çünkü oğlunu kesersen bir daha diriltemezsin’’ şeklinde vesveseler vererek Allah’ın emrini yerine getirmesine engel olmaya çalışmışlar ancak İbrahim as onları taşlamıştır.

Şeytanlar bazen de sağdan yaklaşırlar, her zaman soldan yaklaşmazlar. Aynı zamanda en mantıklı yoldan Müslümana yaklaşır lar, saçma sapan bir gerekçe sunmazlar. Sabah namazına kalkmakta zorlanan Müslümana “bu gün pazar, hafta sonu tatilidir, kılma’’ gibi saçma bir açıklama ve vesvese ile gelmezler.

Bilakis; “yat beş dakika sonra kalkıp kılarsın, daha vakit var’’ şeklinde en mantıklı yolu kul lanarak Müslümanı yatırırlar. Akıl ve mantık tek başına delil değildir. Kur’an ve Sünnete uyması şarttır.

Bu noktada şunu düşünmemiz gerekir. Hepimiz birer insanız ve hepimizin zayıf noktaları vardır. Kimimiz mal, kimimiz koltuk, kimimiz kadın, kimimiz hepsi ile imtihan olunacak kadar zayıf noktalara sahibiz.

Bunları çok iyi bilen şeytan ve nefsimiz bize bu noktalardan yaklaşacaktır. Biz de bu zayıf taraflarımızın kapanması niyetiyle bu taşları atmalıyız. İbni Abbas ra’a atılan taşlar sorulunca şöyle cevap vermiştir: “Atılan taşlardan kabul edilenler gökyüzüne yükseltilir, kabul edilmeyenler ise terk edilir.

Durum böyle olmasaydı hacıların attığı taşlardan dolayı iki dağın arası dolup taşardı.’’ (Zehebi Mühezzeb 4/1880) Atılan taşlar tam bir ihlas ile atıldığında Allah bunları kabul ediyor ve göğe yükseltiyor. Bunları atan hacının zayıf noktalarına birer set kılıp onu şeytandan korumaktadır. 2- Hacı, Akabe cemresine taş attıktan sonra kurbanını keser. Bu kurban, bir koyun veya bir devenin ya da inek türünün yedide biridir.

Temettu ve Kıran haccı yapanlar için bu vaciptir. Çünkü yüce Allah şöyle buyurmuştur: “... Kim hac zamanına kadar umreden faydalan mak isterse kurbandan kolayına geleni kessin.

Fakat kim bulamazsa hac günlerinde üç, (memlekete) döndüğünüz vakit de yedi gün olmak üzere tam on gün oruç tutsun. Bu söylenenler, ailesi Mescid-i Haram civarında oturmayanlar içindir.’’ (Bakara 196) Kurbanını keserken; “Bismillahi vallahu ekber, Allahümme minke ve leke. Allahümme tekabbel minni/Allah’ın adıyla, Allah en büyüktür.

Allah’ım bu sendendir ve senin içindir. Allah’ım benden kabul buyur.’’ demek müstehaptır. (Müslim) Koyun ve inek türlerinin sol yanları üzere Ka’be’ye çevrilmiş olarak kesilmeleri, develerin ise ön sol ayakları bağlanmış olarak ayakta boğazlanmaları sünnettir. (Buhari, Müslim) Hac kurbanından yenmesi, hediye ve sadaka verilmesi müstehaptır. Çünkü yüce Allah “artık onlardan yiyin ve eli dar olan fakire de yedirin’’ (Hac 28) buyurmaktadır.

Sahih olan görüşe göre kurban kesme zamanı Teşrik günlerinden (Zilhiccenin) onüçüncü günü güneş battığı vakte kadar devam eder. Efdal olan, Mina’da kurbanını kesmesidir. Mekke’de kesmesi de caizdir.

Çünkü Resulullah sav şöyle buyurmuştur: “Arafat’ın her tarafı vakfe yapılacak yerdir. Mina’nın her tarafı kurban kesilecek yerdir. Müzdelife’nin her tarafı vakfe yapılacak yerdir.

Mekke’nin dağları arasındaki geçitlerin hepsi de hem yoldur, hem de kurban kesilecek yerdir.’’ (Ebu Davud) Hacda olanlar ihramlı oldukları için bedenlerinden hiç bir şey kesip koparamazlar. Hac da olmayıpta kurban kesecek olanların da Zilhiccenin birinden kurbanları kesilene kadar tırnak kesmek, koltukaltı ve etek traşı gibi beden temizliklerini yapmamaları sünnettir. Resulullah sav şöyle buyurmuştur: “Kimin kesecek kurbanı varsa zilhicce ayı(nın hilali güründüğü andan) kurbanını kesinceye kadar saçından ve tırnaklarından hiç bir şey kesmesin.’’ (Ebu Davud, Tir mizi) Bunun da hikmeti Allah’a kurban edilen hayvanın her bir organına karşılık onu kesen Müslümanın organlarının cehennemden azat olmasıdır.

Bu azaların tam olması gerekmektedir. 3- Haccın kurbanını kestikten sonra hacı başını tıraş eder ya da saçını kısaltır. Saçı kazıtarak tıraş ettirmek erkekler için daha faziletlidir. Çünkü Resulullah sav başlarını tıraş edenlere üç defa rahmet ve mağfiretle dua etmiş, saçlarını kısaltanlara ise sadece bir defa dua etmiştir. (Buhari, Müslim) Kadın ise saçlarını sadece kısaltmakla yükümlüdür.

O saçlarının her bir tarafından bir parmak ucu ya da daha az miktarda kısaltır . Akabe cemresinin taşlanmasından, saçların tıraş edilmesinden ya da kısaltılmasından sonra ihramlı kimseye ihram sebebiyle haram olan her şey -kadınlar dışında- helal olur. Bu şekilde helal olmaya “birinci tehallül’’ denir.

Birinci tehallül gerçekleştikten sonra koku sürünmesi müstehaptır. Çünkü Aişe ra şöyle demiştir: “Ben, Resulullah sav’e, ihrama girdiği vakit koku sürerdim. İhramdan çıktıktan sonra Beyt’i tavaf etmeden önce de koku sürerdim.’’ (Buhari, Müslim) 4- Yukarıda anlatılan işleri yaptıktan sonra hacı, Beytullah’ı tavaf etmek üzere Mekke’ye yönelir.

Bu tavafa “ifada tavafı’’ ve “ziyaret tavafı’’ adları verilir. Haccın rükunlerinden biridir. Yüce Allah’ın, “sonra kirlerini gidersinler, adaklarını yerine getirsinler ve Beyt-i Atik’i (Ka’be’yi) tavaf etsinler.’’ (Hac 29) buyruğunda kastedilen budur.

Bu tavaf, daha önce sözü edilen tavaf ile bütünüyle aynıdır. An cak bu tavafta remel ve ıztıba yoktur. Daha sonra Makam-ı İbrahim’in arkasında iki rekat namaz kılar.

Zemzem içmesi de müstehaptır. Çünkü Resulullah sav böyle yapmış tır. (Buhari, Müslim) Tavaftan ve iki rekat namaz kıldıktan sonra, eğer temettu haccı yapan biriyse Safa ile Merve arasında Sa’y yapar. Daha önce yaptığı sa’y umrenin sa’yı idi.

Bu ise haccın sa’yidir. Çünkü Aişe ra’nin Veda Haccı hakkında şöyle dediği sabittir: “... Daha sonra umre yapmak üzere ihrama girmiş olan kimseler Beyt-i tavaf ettiler.

Safa ile Merve arasında sa’y ettiler, sonra da ihramdan çıktılar. Daha sonra Mina’dan dönünce hac için bir başka tavaf yaptılar. Hac ile umreyi birlikte yapmış olanlar ise sadece bir tavaf yaptılar.’’ (Buhari, Müslim) “Bir başka tavaf’’ ifadesiyle, -en sahih açıklamaya göre- Safa ile Merve arasında sa’y etmeyi kastetmektedir.

Çünkü ifada tavafı, bütün hacılar için bir rükundur ve bunu yerine getirmişlerdir. İbni Abbas ra’a temettu haccı sorulunca şöyle demiştir: “Muhacirler, ensar ve Resulullah sav’in hanımları Veda Haccı sırasında ihrama girdiler. Biz de ihrama girdik.

Mekke’ye geldiğimizde Resulullah sav şöyle buyurdu: “Hac için ihrama girişinizi umre olarak yerine getiriniz. (Yanında) hediye kurbanlıkları getirip onlara gerdanlık takanlar müstesna.’ Bunun üzerine biz de Beyt-i ve Safa ile Merve arasını tavaf ettik. Hanımlara yaklaştık, elbiseler giyindik. Resulullah sav yine şöyle buyurdu: ‘Her kim hediye kurbanlıklarına gerdanlık takmışsa, artık hediye kurbanlıkları yerine ulaşıncaya kadar o ihramdan çıka maz.’ Daha sonra bize Terviye günü öğleden sonra hac için ihrama girmemizi emretti.

Hac ibadetlerini bitirdikten sonra geldik, Beyt-i ve Safa ile Merve arasını tavaf ettik...’’ (Buhari) İşte bu ifade, temettu haccı yapan kimsenin iki defa (Safa ile Merve arasında) sa’y yapacağını açıkça göstermektedir. Kıran ya da ifrad haccı yapan kimse ise sadece bir tane sa’y yapar. Eğer kudum tavafından sonra bu sa’yi yapmışsa ifada tavafından sonra sa’y yapmasına gerek yoktur.

Yapmamışsa ifada tavafından sonra sa’y yapar. (Müslim) İkinci tehallülün yani nihai olarak ihramın sona ermesinin kendisiyle gerçekleştiği ameller üç tanedir: Akabe cemresini taşlamak, saçları tıraş etmek veya kısaltmak ve sa’y yapmakla yükümlü olan kimselerin ifada tavafından sonra sa’y yapmasıdır. Bu üç ameli yerine getirdikten sonra ihram sebebiyle kendisine haram olan her şey helal olur. Bunlardan ikisini yapan kimse için ihram ihram sebebiyle haram olan her şey -kadınlara yaklaşma hariç- helal olur ve buna önceden de geçtiği gibi “birinci tehallül’’ denir.

Hacceden kişi için daha faziletli olan, sözü geçen bu dört işi şu şekilde sıralamasıdır: Akabe cemresine taş atmak, sonra kurban kesmek, sonra saçları kesmek veya kısaltmak, sonra da Beyt-i tavaf etmek, temettu haccı yapan kişi için de daha sonra sa’y etmektir. Kıran haccı ile ifrad haccı yapan kimselerde eğer kudum tavafından sonra sa’y etmemişlerse onlar da sa’y ederler. Eğer bu işlerden birini diğerinden önce yapacak olursa onun için bir sakınca yoktur ve bu da onun için yeterli olur.

Çünkü Peygamber sav’in bu hususa, ardı ardına sorulan sorulara verdiği cevapla müsa de ettiği sabittir. Bir adam, ona gelerek “farkına varmadan kurbanımı kesmeden önce saçlarımı tıraş ettim.’’ dedi. Peygamber sav’de “kurbanını kes, bir mahzur yoktur’’ cevabını verdi.

Bir başkası gelerek “farkına varmadan cemreye taş atmadan kurbanımı kestim’’ dedi, Peygamber sav “cemreye taş at, bir mahzuru yoktur’’ diye cevap verdi. Bir başkası gelerek “ben taş atmadan Beyt’e gidip tavaf ettim’’ dedi, Peygamber sav’de “taş at, bir mahzuru yoktur’’ dedi. O gün Peygamber sav, önce yapılan ya da sonraya bırakılan her bir iş için ne kadar soru sorulduysa mutlaka, “yap, bunda bir sakınca yoktur’’ cevabını vermiştir. (Buhari, Müslim) Bütün bunlar bu hususlarda kolaylık sağlamanın, yumuşaklıkla, merhametle muamele etmenin delilleri arasındadır.

Günümüz hacı ları için kolaylık sağlaması açısından o günkü sıralama “Taş, baş, traş’’ şeklinde söylenmektedir. Yani önce taş atılır, ardından kurban kesilir ve sonunda da traş olunur. Teşrik Günlerinde Y apılacak Hac İbadetleri Hacceden, ifada tavafını yaptıktan ve sa’y etmesi gerekenler de sa’y ettikten sonra Mina’ya geri döner.

Zilhiccenin 11 ve 12. gecelerini orada geçirir. Burada gecelemek haccın vaciplerindendir. Su dağıtanlar, çobanlar ve benzerlerine ise vacip değildir.

Çünkü Peygamber sav Mina’da geceyi geçirmemek hususunda çobanlara ruhsat verdiği gibi hacılara su dağıtma görevi dolayısıyla Abbas ra’a da izin vermiştir. (Buhari, Müslim) Bundan dolayı Ömer ra şöyle derdi: “Mina’da kalınması gereken gecelerde hiçbir hacı, Akabe’nin gerisinde kalarak geceyi geçirmesin.’’ (Muvatta) Bu iki günde, güneşin zevalinden sonra üç cemreye taş atar. Bu taş atmak ta haccın vaciplerindendir. Zevalden önce cemrelere taş atmak caiz değildir.

Çünkü Resulullah sav ancak zevalden sonra taş atmıştır. Eğer bu caiz olsaydı elbette ümmetine kolaylık sağlamak için zevalden önce taş atardı. Bundan dolayı ibni Ömer ra şöyle demiştir: “Bizler uygun vakti bek lerdik.

Güneş zevale erince taş atardık.’’ (Buhari) Yine şöyle derdi: “Cemrelere üç gün zarfında, güneş zevale ermedikçe taş atmayınız.’’ (Muvatta) Cemrelere taş atarken aşağıdaki sıraya uymak gerekir a- Önce birinci cemreye taş atmakla başlar. Bu da Mekke’den en uzak cemre olup Hayf Mescidi yakınında olandır. Buna arka arkaya yedi taş atar.

Her taşı atarken elini kaldırır ve tekbir getirir. Taşın, cemrenin etrafını çeviren havuza düşmesi gerekir. Eğer havuzun içine düşmezse yerini bulmuş olmaz.

Daha sonra taşlar kendisine isabet etmeyecek ve insanlara da rahatsızlık vermeyecek şekilde ileriye ge çer, kıbleye yönelir, ellerini kaldırır ve uzunca dua eder. b- Sonra orta cemreye peş peşe yedi tane taş atar ve her taşı atarken tekbir getirir. Daha sonra durmaksızın ve dua da etmeksizin yürüyüp gider. (Buhari) İkinci teşrik gününde de cemrelere zevalden sonra, bir önceki günde yaptığı şekilde taş atar. Birinci ve ikinci cemrelerin yanında birinci teşrik gününde yaptığının aynısını yapar.

Temettu ve kıran haccı yapan kimse eğer kurban kesemeyecek olursa üç günü hacda, yedi gününü ailesinin yanına döndüğü vakit olmak üzere on gün oruç tutar. Efdal olan bu üç günü Arafat’tan önce tutmasıdır. Yaşlı, hasta, küçük çocuk, hamile kadın vb. cemrelere taş atmaktan acze düşen kimselerin kendi adlarına vekaleten taş atacak kimseleri görevlendirmeleri caizdir.

Çünkü yüce Allah “gücünüz yettiğince Allah’tan korkunuz’’ (Teğabun 16) buyurmuştur. Bu gibi kimseler ise cemrelere taş atıldığı vakit insanlar arasında kalabalığa karışmazlar. Taş atma zamanı ise geçicidir.

Kaza edilmesine dair meşru bir delil yoktur, bu yüzden bunların diğer hac ibadetlerinin aksine başkalarını görevlendirmeleri caizdir. Gücü yeten erkek ve kadınların ise taş atmak üzere başkalarını görevlendirmeleri caiz değildir. Vekil olarak görevlendirilen kimsenin önce kendi adına, sonra da kendisini vekil eden adına aynı yerde her üç cemreye de sırasıyla taş atması caizdir.

Yani önce birinci cemreye kendi adına yedi taş atar, sonra kendisini vekil tayin edenin adına yedi taş atar. İkinci ve üçüncü cemrede de böyle yapar. Küçük çocuğun yerine de velisinin taş atması caizdir.

Cabir ra’ten şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Resulullah sav ile birlikte hac ettik. Beraberimizde kadınlar ve çocuklar da vardı. Çocuklar adına biz telbiye (niyet) getirdik.

Ve yine onlar adına cemrelere taş attık.’’ (Ahmed, İbni Mace) Teşrik günlerinde cemrelere taş atmada faziletli olan zaman, güneşin batışından önce taşların atılmasıdır. Aynı şekilde Akabe cem resine de Kurban bayramının birinci günü güneş batımından önce taş atanın, taşı vaktinde attığı kabul edilir. Bununla birlikte daha efdal olan, gücü yeten kimselerin kuşluk vaktinde bu cemreye taş atmalarıdır.

Geceleyin cemrelere taş atmaya gelince, kimi alimler buna da cevaz vermiştir. Çünkü Peygamber sav taş atma vaktinin başlangıcını teşrik günlerinde zevalden sonra diye tayin etmiş, fakat sona ereceği zamanı belirtmemiştir. Aynı şekilde Akabe cemresine taş atma vakti, gücü yeten kimseler için Kurban bayramı birinci günü güneşin doğuşundan sonradır.

İhtiyata uygun olan, ihtilaftan kurtulmak için güneşin batımından önce taş atmaktır. Fakat kişi buna mecbur kalır veya ihtiyaç duyarsa, güneşi batan günün gecesinde, gecenin sonuna kadar taş atmasında da bir mahzur yoktur. Zilhiccenin onikinci/bayramın üçüncü günü güneş battığı halde Mina’dan çıkmayan kimsenin orada kalarak Mina’da geceyi geçir mesi ve onüçüncü gün zevalden sonra her üç cemreye de taş atması gerekir.

Çünkü ibni Ömer ra şöyle derdi: “Her kim teşrik günlerinin ortasındayken güneş battığı halde Mina’da bulunuyorsa, ertesi günü cemrelere taş atmadıkça ayrılmasın.’’ (Muvatta, Beyhaki) Fakat onikinci günü kendi tercihi olmaksızın Mina’dayken güneş batacak olursa -mesela yüklerini hazırlamasına ve bineğine binmesine rağmen, arabaların kalabalığı dolayısıyla gecikmişse- ertesi güne kalması gerekmez. Teşrik günlerinden olan zilhiccenin onikinci günü zevalden sonra cemrelere taş attıktan sonra hacceden, dilerse elini çabuk tutup veda tavafını yapar, sonra da memleketine geri döner. Dilerse bir gün daha gecikir ve onüçüncü gecede Mina’da kalır ve onüçüncü gün zevalden sonra cemrelere taş atar.

Efdal olan budur. çünkü yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Kim iki günde acele ederse ona günah yoktur. Kim de geriye kalırsa ona da günah yoktur. Bu takvalı hareket edenler içindir.’’ (Bakara 203) Diğer taraftan Peygamber sav acele etmek hususunda insanlar için izin vermiş olmasına rağmen, kendisi acele edip erken ayrılmamıştır.

Aksine onüçüncü günü zevalden sonra üç cemreye de taş atıncaya kadar Mina’da kalmış, sonra Abtah denilen yerde konaklayarak öğlen, ikindi, akşam ve yatsı namazlarını orada kıldıktan sonra kısa bir süre yatmış sonra da veda tavafını yapmak üzere Mekke’ye git miştir. (Buhari) Muhassab (Abtah)’da konaklamak sünnet midir, yoksa Peygamber sav’in orada konaklaması, ayrılması açısından daha uygun olduğundan mıdır? Bir kesim bunun haccın sünnetlerinden olduğunu söylemiştir. Çünkü Peygamber sav Mina’dan ayrılmak isteyince şöyle buyurmuştur: “İnşaallah yarın Beni Kinane Hayfi diye bilinen ve küfür üzere birbirleriyle anlaştıkları yerde konaklayacağız.’’ Bununla kastettiği yer Muhassab’tır.

Şöyle ki Kureyşlilerle Kinaneliler, Haşimoğulları ile Abdulmuttalib oğulları aleyhine kendilerine Peygamberi teslim etmedikleri sürece, onlarla kız alıp vermemek, alış veriş yapmamak üzere ahidleşmişlerdir. (Buhari) İbni Ömer ra’dan şöyle rivayet edilmiştir: “Peygamber sav , Ebu Bekir ve Ömer, Abtah’ta konaklıyorlardı.’’ (Müslim) İbni Ömer’in görüşüne göre Muhassab’ta kalmak sünnettir. Nafi de şöyle demiş tir: “Resulullah sav ile ondan sonra halifeler Muhassab’ta kalmışlar dır.’’ (Müslim) İbni Abbas ra ile Aişe ra’nın görüşüne göre Abtah’ta konaklamak Peygamber sav’in ayrılışı için daha uygundur. (Müslim)

Bu yazıyı paylaşın:

Size Nasıl Yardımcı Olabiliriz?

Hac ve umre turları hakkında bilgi almak için bize ulaşın